Haftalık yazılarımın ve kitap çalışmalarımın yanı sıra seminer vermek için güzel yurdumun dört bir yanını geziyorum. Bu gezilerde çok şey öğreniyorum. Yurdum insanının öyle güzel hallerine tanık oluyorum ki, yurdumu bir kat daha seviyorum.
Etkili iletişim becerileri konulu seminerimi sunmak üzere bir kuruma gitmiştim. Katılımcıların beden dili, seminerin etkili olduğuna işaret ediyordu. Sunumum bittiğinde ben de seminerden keyif almıştım. Soru cevap bölümünde çok güzel sorular geldi. Hem katılımcılar için hem benim için çok güzel bir seminer olmuştu.
Kurum yöneticisi Ahmet Bey, seminerden sonra ofisine davet etti.
—Hocam, bir yorgunluk kahvesi içeriz değil mi?
—Memnun olurum.
—Kahveniz nasıl olsun?
—Sade olsun lütfen.
Ahmet Bey, telefonla bir sade bir de orta kahve sipariş etti. Telefonu kapattıktan sonra seminer ile ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirdi. Ahmet Bey’in seminer ile ilgili memnuniyetini belirten ifadeleri beni daha çok mutlu etti. Aradan 8–10 dakika geçmişti ki, ofisin zaten açı
'Eskiden bana başarının asıl sırrı sorulduğunda, tek bir sırrı olmadığını söylerdim.'
Dr. Muhammed Bozdağ
-Sevimli bir çocuğun hikayesi: Rüyasında Güneş’in, Ay’ın ve 11 yıldızın etrafında dönerek kendisine secde ettiğini gördü. Rüyasının heyecanına kapıldı ve hayallerini aramaya başladı. Gün geldi, kıskanç kardeşleri tarafından ölsün veya kaybolsun diye kuyuya atıldı. Esir düştü ve satıldı. Hayatının uzun yılları zindanlarda geçti. Gün geldi, büyük bir saltanatın başına geçti. İnsanların kurtuluşuna vesile oldu. Adı insanlık tarihine geçti: O Hz. Yusuf’tu (as).
-Temiz kalpli bir annenin hikayesi: Allah adının kalbinde çağlayan gibi kaynadığı bir vakitte dua etti: İbadethane hizmetlerine adamak niyetiyle Allah’tan bir erkek evlat istedi. İçtenliği kabul edildi ve çok geçmeden bir kız çocuğu doğdu. Şaşırdı. Kız çocuklarının ibadethanelerde hizmet edemediği bir dönem. Kadının adı Hanne, kızının adı Meryem’di. Hz. İsa’nın (as) annesi olan Hz. Meryem…
Evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde insanların mutlu olarak yaşadıkları güzel mi güzel bir ülke varmış. Bu güzel ülkenin de bilge bir kralı varmış. Bilge kral, günlerini sefa içinde geçirmek yerine halkına hizmet etmeyi tercih edermiş. Çünkü halkının mutlu olması, kralı çok mutlu edermiş.Kral ve ekibinin çok gayretli çalışmalarına karşılık bu ülkenin insanları tembellik etmeye başlamışlar. Ama krallarına karşı da saygıda kusur etmemişler. Kralın ağzından çıkan her sözü emir bilmişler. Ülkelerinin huzuru ve bekası için ellerinden geleni yapmışlar.Bir ortamda kraldan söz açıldığında ya da kralla bir araya geldiklerinde:
Bir zamanlar, Uzak Doğu'da, artık yaşlandığını ve yerine geçecek birini seçmesi gerektiğini düşünen bir imparator varmış. Yardımcılarından ya da çocuklarından birini seçmek yerine; kendi yerine geçecek kişiyi değişik bir yolla seçmeye karar vermiş. Bir gün, ülkesindeki tüm gençleri çağırmış ve:
“—Artık tahttan inip yeni bir imparator seçme vakti geldi. Sizlerden birini seçmeye karar verdim." demiş.Gençler şaşırmışlar, ancak o sürdürmüş:
—Bugün hepinize birer tohum vereceğim. Bir tek tohum... Ama bu çok özel bir tohumdur. Evlerinize gidip onu ekmenizi, sulayıp büyütmenizi istiyorum. Tam bir yıl sonra büyüttüğünüz o tohumla buraya geleceksiniz. Sizi, yetiştirdiğiniz o tohuma göre değe ...
Bugün pek çok kişinin yaşamını, etkiyen bir psikolojik rahatsızlıktan bahsedeceğim. Panik Atak… Yaşayanların çok iyi bildiği gibi yaşamınızın her kesitini etkileyen, yaşam sevincinizi alıp götüren, attığınız her adımda verdiğiniz her kararda sizi kısıtlayan, sınırlayan dünyayı dar eden Panik atak…Bugün sizlere çok iyi bir haberim var. Hem bir doktor hem de 20 yıl Panik Atakla yaşamış biri olarak sizi benden daha iyi anlayan ...